Yazarlar
 

Fuarlar
• 5.Tüyap Adana Fuarındaydık
• 30. Tüyap Kitap Fuarındaydık
• 30. Beyazıd Kitap Fuarı
• 2. Bakü Kitap Fuarı
Hepsini Oku  
 
Alışveriş Sepeti
Sepetenizde hiç ürün yok.
 


Vitrin
 
Kampanyalar
Söylemesem Olmazdı Söylemesem Olmazdı
8.00TL 6.40TL  
1.Murad Han 1.Murad Han
6.00TL 4.80TL  
1001 Hadis (Kenzü'l İrfan) 1001 Hadis (Kenzü'l İrfan)
18.00TL 14.40TL  
300 Soruda Tasavvufi Hayat 300 Soruda Tasavvufi Hayat
12.50TL 10.00TL  
Ab-ı Hayat Katraleri Ab-ı Hayat Katraleri
13.50TL 10.80TL  
 
YAZARLARIMIZ
 

Kur'an-ı Kerim Ve Peygamberimiz

Okumak ve Tutunmak için İki SaÄŸlam Kulp

 

KUR'ÂN-I KERİM VE PEYGAMBERİMİZ

Cafer DurmuÅŸ

Kur'ân-ı Kerim, bizi iki cihanda mesut kılacak hayat rehberimizdir. Bu sebeple onun her satırını yeniden okumaya muhtacız. O, insanın yüzyıllardır deÄŸiÅŸmeyen zaaflarını anlatıyor. Ve her tasvirinde zaaflarımızdan birine iÅŸaret edildiÄŸini görebiliriz; bir salih zatın güzel huylarını ya da bir münkirin halet-i ruhiyesini görebiliriz. Bir yanda arzularına maÄŸlup olanların hazin sonlarını gözlemleyebilir, öbür tarafta güzel insan olmanın yollarını öÄŸrenebiliriz...

Bir kutlu kitap ki sizinle konuÅŸuyor. Kendisinin nasıl okunması gerektiÄŸini tarif ediyor. Öncelikle kolayına gelen yerden baÅŸlamayı tavsiye ediyor. (Bk. Müzzemmil 73/20) Bir muhabbet tohumu ekiyor yüreÄŸinize. Kur'ân sevgisi... Sonra o sevgiyi zirvelere doÄŸru inÅŸa ediyor. Âdâbınca okumanın usûlünü, edeple dinlemenin yolunu öÄŸretiyor.(Bk. A'râf 7/204)

Peygamberimiz; "öncekilerin ve sonrakilerin ilmini isteyen Kur'ân'ı araÅŸtırsın" hadisiyle, ona alıcı gözle bakmamızı istiyor. Rahmet deryasından istifadeye çağırıyor. "Fitnelerden kurtuluÅŸun çaresi, ona sımsıkı sarılmaktadır" buyuruyor. "Kur'ân'ı ya öÄŸrenen, ya öÄŸreten ya da dinleyen ol" davetiyle, onunla olan bağımızı hep canlı tutmayı tavsiye ediyor…

Kur'ân-Kerîm'e bakıyoruz ve orada Rahmet Peygamberi'nin ÅŸânını tebcîl eden âyetlerle buluÅŸuyoruz: "(Habibim, muhakkak ki) sen, yüce bir ahlak üzeresin" (Kalem, 68/4) buyruluyor onun hakkında...

Elmalılı merhûmun belirttiÄŸine göre bu ayetin manası; "Kur'ân'da övülen yüce hasletlerin hepsi Efendimiz'de vardı. Ve orada yerilen nâkısaların hepsinden de korunmuÅŸtu" demektir. Çünkü o, bütün davranışları en güzel sûrette zâtında cem etmiÅŸtir. Cömertlikten tutumluluÄŸa, tedbirli olmaktan tevekküle kadar bütün insanî halleri, yerinde ve kararınca bir insanın nasıl uygulayabileceÄŸini göstermiÅŸtir.

Her ne kadar güzel huylar birbirinin zıddı deÄŸilse de, bunların hepsinin kemal noktasında bir ÅŸahısta toplanması oldukça zordur. Genellikle iyi bir sıfatın en üst noktada bir insanda tezahür etmesi, güzel ahlakın lâzımesinden bir diÄŸerini zayıflatabilmektedir. Mesela halim-selim olmakla yiÄŸitliÄŸin bir arada cem olunması. Tevazu ile heybetin, adaletle merhametin, iktisatla cömertliÄŸin, tevekkülle tedbirliliÄŸin birlikte, bir denge içinde ve en üst düzeyde bir arada temsil ve tekmil olunmaları kolay deÄŸildir…

Ve Hazret diyor ki; "İşte Peygamberimiz'in mükerrem ahlakında mûcizevî taraf budur. Çünkü birbirine zıt gibi görülen bütün onurlu davranışlar, onun mübarek ÅŸahsında tecellî etmiÅŸtir."

Onun (s.a.v), Ümmetine olan engin merhameti ise, "Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmiÅŸtir ki, sizin sıkıntıya uÄŸramanız ona çok ağır gelir. O size çok düÅŸkün, mü'minlere karşı çok ÅŸefkatli ve merhametlidir." (Tevbe, 9/128) kavliyle anlatılıyor.

O öyle merhametli bir Peygamber ki, ümmeti üzerine titremede; cennetler ayaklarının altına serilen annelerin en ÅŸefkatlisinden daha müÅŸfik. Onlardan her bir ferdin hidayete ermesi, kurtulanlardan olması husûsunda harîs denecek kadar gayret sahibi. Bütün gayreti, mahzâ insanlığın hayrına. Rıdvan cennetlerine girmenizi, cemâlullâha mülâki olmanızı arzu ediyor.

O ne güzel bir yürek ki deryâları içine alır ve istisnâsız bütün ümmeti için ayrı ayrı çarpar. MüÅŸfik ana-babaların üç-beÅŸ evladına kol kanat germesi gibi bir suhûletle bütün ümmetini gözetir. Huzuruna gelen ashabına en çok muhtaç olduÄŸu ÅŸeye göre en faziletli ameli söyler. Münafıkların ikiyüzlülüÄŸüne, müÅŸriklerin ezasına tahammül eder. Gece namazına kalkamayanları dolaşır. Ashâb-ı suffeye sâyebân olur, evleneceklere yardım eder, yolda devesi ölene binek verir. Bir seferde, bir gazada zor durumda kalan sahabi; "Allah'ım benim durumumu Rasûlüne bildir" diye dua ettiÄŸi anda o, bu acıklı yakarışı tâ yüreÄŸinde duyar.

Saadet asrı mü'minlerini ÅŸefkatiyle kuÅŸattığı gibi yüzyıllar sonra gelecek ümmetini de gözetir: Uyanık olmalarını öÄŸütler onlara; zuhûr edecek fitnelere karşı uyarır. Ve bu endiÅŸesini "Benden sonra size dünya nimetlerinin açılıp da, gönlünüzü onlara kaptırmanızdan korkuyorum" diye ifade eder. Bedir destanına hasret çekenlere, Uhud' u kitaplarda okudukça ah edenlere; içinde yüz ÅŸehid sevabı olan amelleri öÄŸretir.

Kendisine cahilce karşı koyanlara aldırış etmez, taÅŸ-toprak atanları umursamaz, gıyâbında konuÅŸanları affeder, bütün bunları duyar, yapılanları bilir, yine de bu fiilleri iÅŸleyenlerin Hakk'ı bulmaları için dualar eder: "Onlar bilmiyorlar Allah'ım!" der. "Bunları, hiç deÄŸilse bunların evlatlarını kurtar" manasında dualara eder. Çünkü o biliyor ki ümmetin kurtuluÅŸu, ancak onun davetine uymakla mümkündür.

Öyle inanıyoruz ki, onun sevgi dolu gözleri ışıdığında, sadece yakınında bulunan ashabına deÄŸil, yüzyıllar sonrasına bakıyordu. Hz Hasan'a dokunan nurlu elleri, çaÄŸlar ötesine uzanıyordu…

Bu sebeple bizler de her vesileyle onu çağırıyoruz. Bitmeyen bir hasretle “Gel ey konuÅŸurken dudaklarına tebessümler karışan./ Gel ey yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraÅŸan” diyoruz.

Okumalarımızın ve fikriyatımızın Hiç Eskimeyen İki Güzel'de buluÅŸması temennisiyle…